Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti, Türkiye dahil tüm dünya hükümetlerini Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını desteklemeye çağırdı.
(ANKARA) – Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti (DTSH) ve Doğu Türkistan Milli Hareketi (DTMH), Çin’in Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk halklarına yönelik soykırımının 13. yılına girmesi üzerine Türkiye dahil dünya hükümetlerine çağrıda bulunarak Doğu Türkistan’ın sömürgecilikten kurtulmasını ve bağımsızlığının yeniden tesisini desteklemelerini istedi.

Pekin, 23 Mayıs 2014’te Doğu Türkistan’da “Şiddetli Terörizme Karşı Sert Darbe Kampanyası”nı başlatmıştı. ABD ve birçok Batılı parlamento kampanyayı soykırım olarak tanırken, BM uygulamaların insanlığa karşı suç teşkil edebileceği uyarısında bulundu.
Çin’in “Yeni Toprak” anlamına gelen “Sincan” olarak adlandırdığı Doğu Türkistan, 1949’daki Çin işgaline kadar bağımsız bir devletti. 76 yıllık işgal sürecinde yerli Türk nüfusu yüzde 90’dan yüzde 55’e gerilerken, Çinli nüfus yüzde 5’ten yüzde 42’nin üzerine çıktı. Tüm tanımalara rağmen kitlesel tutuklama, kölelik, zorla kısırlaştırma ve sistematik soykırım devam ediyor.
Pekin’in 2020 resmi raporuna göre her yıl yaklaşık 1,3 milyon kişi “mesleki eğitim” adı altında kamplara gönderildi, 2014-2019 döneminde toplam 7,8 milyona ulaşıldı. Beş yıllık planda 13,75 milyon zorla çalıştırma transferi öngörülmüştü. Ocak 2026’da BM Özel Raportörleri gerçek rakamların bu hedefi aştığını ve uygulamaların kölelik teşkil edebileceğini açıkladı.
ABD Kongresi’ndeki tanıklıklara göre her yıl 25 bin ila 50 bin Uygur ve diğer Türk halkı zorla organ nakli amacıyla hayatını kaybediyor. Çin 2025’te Doğu Türkistan’daki organ nakli merkezlerini üç katına çıkarma planını duyurdu. Bir milyondan fazla Uygur çocuğu ailelerinden koparılarak devlet kontrolündeki yatılı tesislere yerleştirildi.
Reuters’a sunulan araştırmaya göre Pekin’in doğum engelleme politikaları 20 yıl içinde 4,5 milyon Uygur doğumunu engelleyebilir. Uygur çoğunluklu bölgelerde doğum oranları yüzde 50’nin üzerinde düştü. Çin devletine bağlı akademisyenlerin ‘Uygurların çoğunluğuna son verilmesi’ çağrısında bulunduğu hatırlatıldı.

DTSH ve DTMH, 5 Mayıs’ta BM Dekolonizasyon Komitesi’ne dilekçe sunarak Çin’in Doğu Türkistan’daki varlığının “sömürgeci bir işgal” olarak tanınmasını talep etmişti. Bu, Çin’in bir BM organı nezdinde sömürgeci güç olarak sorgulandığı ilk girişim oldu.
DTSH Dışişleri Bakanı ve DTMH Başkanı Salih Hudayar şunları söyledi: “Dünya bu suçu tanımladı ancak durdurmak için anlamlı hiçbir adım atmadı. İnsan haklarını savunduğunu iddia eden Türkiye dahil her hükümet bu krizin kaynağıyla yüzleşmelidir: Çin’in Doğu Türkistan’daki sömürgeci işgali.”
DTSH, Türkiye dahil tüm hükümetleri Doğu Türkistan’ı işgal altındaki bir ülke olarak tanımaya, dekolonizasyon dilekçesini desteklemeye ve Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde hesap verebilirlik sürecini başlatmaya çağırdı. Yalnızca Doğu Türkistan’ın bağımsızlığının Uygur ve diğer Türk halklarının varlığını güvence altına alabileceği vurgulandı.
DTSH Cumhurbaşkanı Dr. Mamtimin Ala ise şunları söyledi: “On iki yıllık boş açıklamalar Doğu Türkistan’da tek bir hayat kurtarmadı. Halkımızın daha fazla insan hakları kararına ihtiyacı yok; adalet ve hesap verebilirliğe ihtiyacı var.”
Reklam & İşbirliği: [email protected]