Erman Film olarak, 1995 yılı öncesinde çekilmiş sinema eserlerine ilişkin son dönemde ortaya çıkan hukuki tartışmalar hakkında kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına, bazı açıklamalar yapmanın ve görüşlerimizi paylaşmanın bir zorunluluğa dönüştüğüne inanıyoruz. Ülkemizde ilk sinema eserinin çekildiği 1914 yılından 1995’e kadar çekilen tüm sinema eserleri, hepimizin ortak kültürel mirasını temsil eden Türk Sineması’nın temelini oluşturmaktadır. Bu…
Erman Film olarak, 1995 yılı öncesinde çekilmiş sinema eserlerine ilişkin son dönemde ortaya çıkan hukuki tartışmalar hakkında kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına, bazı açıklamalar yapmanın ve görüşlerimizi paylaşmanın bir zorunluluğa dönüştüğüne inanıyoruz.

Ülkemizde ilk sinema eserinin çekildiği 1914 yılından 1995’e kadar çekilen tüm sinema eserleri, hepimizin ortak kültürel mirasını temsil eden Türk Sineması’nın temelini oluşturmaktadır. Bu süreçte çok değerli oyuncular, sinema sanatçıları, özgün müzik bestecileri, senaryo yazarları ve film yönetmenleri, Türk Sineması’na emek vermiş; aynı zamanda büyük finansal ve teknolojik zorluklara rağmen bu eserlerin hayata geçirilmesini sağlayan yapımcılar ve yapım şirketleri önemli bir rol üstlenmiştir.
Ne var ki tüm bu paydaşlar bugün 2022 tarihli bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) kararı nedeniyle karşı karşıya gelmiş durumdadır. Bizce son derece hatalı olan ve hem hukuken hem de fiilen uygulanması mümkün görünmeyen bu karar, Türk Sineması’nın farklı bileşenlerini olumsuz etkilemektedir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na (FSEK) göre, 1995 yılı öncesinde aleniyet kazanan sinema eserlerine ilişkin olarak yapımcı firmalar, eserin tamamlanması ile birlikte, kanundaki 8. maddeden kaynaklı olarak “eser sahibi” statüsünü tevarüs etmekteydi.
Fikri mülkiyet alanında, yurt içinde ve dışında meydana gelen gelişmelere bağlı olarak, FSEK’te önemli değişiklikler yapılmıştır. Önce 1995 yılındaki 4110 sayılı değişiklik, ardından 2001’de gerçekleştirilen 4630 sayılı değişikliklerin sonucunda, yapımcı firmaların “eser sahibi” sayılması uygulaması değiştirilmiştir.
Söz konusu değişikliklerle hukukumuza “Bağlantılı Haklar” kavramı dahil edilmiş; yönetmen ve senaryo yazarının birlikte eserin sahibi olacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca filmlerde rol alan oyuncular da “icracı sanatçı” olarak tanımlanmış ve ortaya çıkan sinema eseri üzerinde bu kişilere de bazı “Komşu Haklar” tanımlanmıştır. Bu düzenlemelerle birlikte, 1995 ve 2001 yıllarındaki değişikliklerden sonra, FSEK’te çok esaslı bir değişikliğe gidilerek “eser sahipliği” statüsü değiştirilmiştir.
1995 yılı öncesinde de yapımcı olup, bu döneme ilişkin filmlerin eser sahibi olan ERMAN FİLM olarak, bu hukuksal düzenlemelere hiçbir itirazımızın bulunmadığını belirtmek isteriz. Ancak, 1995 yılından önce çekimi tamamlanmış sinema filmlerine, 1995 ve 2001 yıllarında yapılan yasal değişikliklerin uygulanmaya çalışılması, hukuken ve fiilen sorunlu bir durum yaratmaktadır. Erman Film ’in, filmlerin çekildiği tarihte yürürlükte olmayan bir yasanın uygulanmamasından bugün sorumlu tutulmaya çalışılması, hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.
Öte yandan 40, 50, 60, hatta 70 yıl önce çekilmiş filmler için, 1995 yılı öncesinde alınması zorunlu olmayan izinlerin bugün alınmaya zorlanması, fiilen imkansız bir yükümlülük doğurmaktadır. Bu nedenle yapımcı firmanın, sanki Türk Sineması’nın değerli oyuncularının haklarını gözetmiyormuş gibi kamuoyuna yansıtılmasından büyük üzüntü duymaktayız.
Yasaların geçmişe yönelik uygulanamayacağı, hukuk devletinin temelini teşkil eden “hukuk güvenliği” ilkesinin en temel dayanağıdır. Erman Film olarak, 1995 yılı öncesinde Türk Sineması’na kazandırdığımız eserlerde rol olan değerli sinema sanatçılarımıza o günün mevzuatına göre, “eser sözleşmesi” kapsamında, sözleşmelerinde yer alan ödemelerinin yapıldığını; 1995 öncesinde çekilmiş filmlerin “eser sahibinin” yapımcı firma olması nedeniyle, Erman Film’in değerli oyuncularımızdan herhangi bir izin alması gerekmediğini Türk sinema izleyicilerine açıklamak isteriz. Üstelik her iki yasal düzenlemenin de yapımına 1995’ten “sonra” başlanan filmlere uygulanacağına, yapımına 1995’ten “önce” başlanan filmlere ise uygulanmayacağına ilişkin apaçık yasal düzenlemeler, hem 4110 sayılı kanunun Ek 2. maddesinde hem de 4630 sayılı kanunun Ek 2. maddesinde mevcuttur.
Ayrıca, bu açık yasal düzenlemeler olmasa dahi, devletin, vatandaşları lehine getirdiği yeni haklar ve imkanlara ilişkin düzenlemeler haricinde, hiçbir yasal düzenleme, geçmişe etkili olarak yürürlüğe girmez. Yasal düzenlemeler, ya yayınlandıkları tarihte ya da özel yasalarında belirlenen ileri tarihli olarak yürürlüğe girerler. Özel Hukuk bakımından, tarafların “haklar ve mükellefiyetler”
dengesini, geçmişe etkili olarak değiştiren tek bir yasal düzenleme mevcut değildir. Hal böyle iken, YHGK’nın 01.12.2022 tarih ve 2020/350 E. ve 2022/1638 K.Sayılı kararıyla gerek 4110 sayılı kanun ve gerekse 4630 sayılı kanunun Ek 2. maddelerindeki açık yasal düzenlemelere rağmen, 1995 yılından önce yapımına başlanılan filmlere ilişkin olarak da icracı sanatçıların, eser sahibi olan
yapımcı firmalardan komşu haklar kapsamında, hak talep edebileceğine karar verilmiştir.
Üzüntüyle ifade etmek isteriz ki bu karar, hukuk tarihimizin en
yanlış kararlarından biridir. Zira, herhangi bir hakkın neden ibaret olduğu, ne
zaman yürürlüğe gireceği, hangi zaman diliminde, geçerli olacağı, hangi
durumlarda ve hangi hukuk sujelerine uygulanacağı, sadece ve sadece yasa
koyucunun tasarrufunda olup, Yargıtay kanun maddelerini, “usul
hükümleri” çerçevesinde, doğru bir biçimde uygulamakla yükümlüdür. Yargıtay, yasaların yürürlülük tarihlerini belirleyemez, değiştiremez ve makable şamil olarak
uygulanmasına da karar veremez. YHGK kararlarının, normlar hiyerarşisinde,
herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Öyle ki, yasanın açık hükmüne aykırı olarak verilmiş ya da yeni bir hak ihdas eden mahiyetteki İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararları dahi (Yargıtay Kanunu 45. maddeye rağmen) bağlayıcı değildir. Ayrıca, komşu haklar ve bağlantılı hakların ülkemizden önce yürürlüğe girdiği diğer ülkelerde de tarafların geçmişteki “haklar ve mükellefiyetler” dengesini değiştirecek şekilde herhangi bir uygulamaya gidilmediğini de açıklamak isteriz.
Son olarak belirtmek isteriz ki 1995 yılından önce yapımına başlanmış sinema
eserleri bakımından da 2022 tarihli YHGK kararındaki uygulamanın sürdürülmesi
halinde ciddi hukuki ve fiili sorunlar ortaya çıkacaktır. Tek bir sinema eseri için
dahi, komşu ve bağlantılı haklar kapsamında dava açabilecek kişi sayısının, her
film özelinde değişmekle birlikte, en az 15-20 kişi olabileceği görülmektedir.
Söz konusu eserlerin en az 41 yıl öncesine dayandığı dikkate alındığında, aradan
geçen süre içinde gerçekleşen vefatlar sebebiyle hak sahipliği daha da karmaşık bir
hal almaktadır. Bu durumda yapımcı firmaların, tek bir eser için dahi kimi
zaman 100 – 200 kişiden izin almasının beklenmesi söz konusu olabilecektir. Tüm
varislerden bu izinlerin eksiksiz temin edilmesinin mümkün olmadığını,
kamuoyuyla paylaşmak isteriz.
1995 yılından önce yapımına başlanmış eserlerin sahibi yapımcı firma olarak,
konuya ilişkin hukuksal çalışmalarımızı devam ettireceğimizi belirtmek isteriz.
Erman Film olarak kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.